|
|
Hasan keyf Resimleri |
|
,Resimlere
tıklayarak tam ekran
resimleri
görebilirsiniz. |
|
|
|
|

|

|

|

|
|
Kale'den Dicle Nehri, Eski Köprü ve Modern Köprü |
Hasankeyf'te Bir Caminin İç Kubbesinden Bir Enstantane |
Kale Başı Eski Şehir Hasankeyf |
Yeni ve Eski Şehir Hasankeyf Bir Arada |
|

|

|

|

|
|
Kale Genel Görünümü |
Kale Genel Görünümü |
Dünyanın İlk ve Tek Açılır ve Kapanır Taş Köprüsü |
Sarp Kayalar Üstüne Kurulan Şehir |
|

|

|

|

|
|
Sağ Tarafta Taş Köprü Sol Tarafta Hasankeyf |
Akşam Üzeri Taş Köprü |
Taş Köprü ve Kale |
Taş Köprü Ayağından Bir Enstantane |
|

|

|

|

|
|
Kayalara Oyulmuş Mağaralar ve Minare |
Dünyanın İlk ve Tek Açılır ve Kapanır Taş Köprüsü |
Hasankeyf Genel Görünümü |
Harabe Haline Gelen Sultan Süleyman Camii, Minaresi |
|

|

|

|

|
|
Bizanslara Ait Kayalara Oyulmuş Mezarlar |
Mağara Kilise |
Doğal Bir Kaya Figürü |
Mağaralar Ve Hasankeyf Kalesi |
|

|

|

|

|
|
Kayalara Oyulmuş 5000 Mağaradan Birkaçı |
Dicle Nehri Kenarında Kurulmuş Yeni Hasankeyf |
8 Mihraplı Hz.Ali Camii |
Kaleden Hasankeyf Genel Görünümü |
|

|

|

|

|
|
Kale Başındaki Eski Şehir Hasankeyf |
Ulu Camii Kale Başı Hasankeyf |
Kaleden Dicle Nehri ve Köprü Görünümü |
Kaleden Dicle Nehri ve Köprü Görünümü |
| |
|

|

|
|
Kaleden Hasankeyf Genel Görünümü |
Zeynel Bey Türbesi ve Hamam Görünümü |
|
|

|

|

|
|
Akkoyunlu Hükümdarı Zeynel Bey'e Ait Türbe |
Kale Giriş 1. Kapısı |
El Rızk Camisi Girişi,Allah'ın 99 İsmi Yazılı Kitabe |
|
|
|
|
|
|
HASANKEYF
İSMİ
Ortaçağ İslam tarihçileri
tarafından ''HISN KEYFA”
adıyla bilinen şehrin birçok
isminin daha olduğu tarihi
kayıtlardan anlaşılmaktadır.
En kuvvetli ihtimal ile
tabii kayalardan oluşan
müstahkem kalesi ve
korunmaya çok e1verişli
coğrafi yapısı nedeni ile bu
isimi almıştır. İslâm
coğrafyacısı Yakut el-Hamevi,
buraya Hısn Keybâ da
dendiğini ve bunun
Ermenice’den geldiğini
zannettiğini söyler. Roma
tarihçileri buraya Kipas,
Cehpa veya Ciphas isimlerini
vermişlerdir. Süryanice’de
kaya taş manasına gelen
“kifa” kelimesine nispetle
bu ismin verildiği de
söylenmektedir.
Müslümanların eline
geçmesini anlatan kaynağa
göre burası “Hısn Luğûb”
adıyla biliniyordu. Osmanlı
kayıtlarında ise “Hısnkeyf”
olarak geçmektedir.
HASANKEYF
KURULUŞU
KURULUŞUNDAN ARTUKLULARA
KADAR
Yukarıda milattan önce
kimlerin elinde kaldığını
bilmediğimizi ifade
etmiştik. Milattan sonraki
asırlarda Bizans ve
Sasanilerin mücadele sahası
olmuş, kimi zaman
Bizanslıların, kimi zaman da
Sasanilerin eline geçmiştir.
M.S. 4. asrın ortalarında
Bizanslılar buraya
yaptırdıkları sağlam kale
ile bölgedeki ve
Hasankeyf’teki
hakimiyetlerini
pekiştirmişlerdir.
Muhtemelen bir daha burayı
Sasanilere
kaptırmamışlardır.
Müslümanlar Hasankeyf’i Hz.
Ömer döneminde h.l 71 m. 638
yılında fethettiler .Bu
tarihten itibaren Hıristiyan
ahali burada yaşamakla
birlikte hep Müslümanların
hakimiyetinde kaldı.Önce
Emeviler, sonra Abbasiler
tüm bölge ile beraber
Hasankeyf’e de hükmettiler.
Bu dönemde Hasankeyf'in
stratejik bir önemi olmadığı
için pek dikkatleri çekmedi.
Hamdaniler (m.906-990) ve
Mervanilerin (m.990-1096)
hakimiyetleri döneminde
Hasankeyf aynı özelliğini
korudu. Bu hanedanlar
Hasankeyf’i merkez
edinmediklerinden burayı
temsilcileri vasıtası ile
idare ettiler. Günümüzde
civardaki ''Mervani'' (Akyar)
Köyü ve o yönden Hasankeyf e
getirilen su yolu dışında
Mervanilerle ilgili bir ize
rastlanmıyor.
COĞRAFİ YAPISI
Dicle nehrinin doğu
kıyısında yer
almaktadır.Güneyinde,
güneydoğu Midyat Dağları,
kuzeyinde ise Türkiye’nin
petrol ürettiği Raman
Dağları yer almaktadır.
İlçenin kuzeyinde Beşiri
ilçesi ile Batman merkezi,
güneyinde Gercüş ilçesi,
doğusunda Siirt ili,
batısında ise Gercüş ilçesi
ile Batman merkezi
bulunmaktadır. İlçenin kuzey
cephesinde, boydan boya
kıvrımları ile sınırlayan
Dicle nehri bulunmaktadır.
Karasal iklimin hakim olduğu
ilçede en yüksek sıcaklık
40-43 derece, en düşük
derece de 6-8 derece
olmaktadır. Yıllık ortalama
yağışlı gün sayısı 90’dır.
|
|
ARTUKLULAR DÖNEMİ
Hasankeyf’in parlak dönemi M.11O1 yılında Artukluların buraya sahip olması ve merkez edinmesi ile başladı. Selçuklu sultanı Melikşah'ın komutanı Artuk'un oğlu Sökmen bu tarihte Hasankeyf’e yerleşerek Hasankeyf Artukulularının temelini attı. M.I232 tarihine kadar burada ve Amid (Diyarbakır) deki hakimiyetleri devam etti. Buraya hükmeden Artuklu hükümdarlarından Rükneddin Davut b. Sökmen (1112-1144) ile yerine geçen oğlu Fahreddin Karaaslan ( 1144-1167) döneminde Hasankeyf'in mamur bir şehir haline geldiği günümüze ulaşan eserlerden anlaşılmaktadır.Bu iki hükümdar siyasi olarak çok hareketli oldukları, bölgedeki mücadelelere aktif olarak katıldıkları gibi, şehri imar etmeyi de ihmal etmediler.
Diyarbakır (Amid)’ın 1183 Salahaddin Eyyubi tarafından alınarak Hasankeyf Artuklularına hediye edilmesi ile Artuklular Diyarbakır’a yerleştiler. Artuklular bu tarihten yıkılışa kadar (1232) Hasankeyf’i temsilcileri vasıtası ile buradan idare ettiler. Bu gelişme Hasankeyf’in stratejik önemini gerilettiği gibi mimari gelişmesini de aksatmıştır. Artukluların Hasankeyf’te kurdukları darphanelerde para bastıkları, medreseler yaptıkları, kaleye su çıkardıkları, köprüyü ve Büyük Sarayı inşa ettikleri kaynaklardan anlaşılıyor.
|
|
|
|
|
|
|
|
EYYUBİLER DÖNEMİ
Eyyubiler, 1232 yılında Hasankeyf’i. aldıklarında burayı mamur bir şehir olarak buldu1ar. Ancak i1k etapta gerek siyasi gerek mimari açıdan atak olmadılar. 12601ı yı1larda Moğo1ların bölgeyi harap etmesi Hasankeyf’i de etkiledi. İlk etapta Hülagu'nun katına çıkan Eyyubi sultanı Takyeddin Abdullah (1249-1294) Hasankeyf’i harap olmaktan kurtardı. Hükümdarın Eyyubi nes1inden geldiğini öğrenen . Hülagu ona iltifat etmiş ve tüm ülkesini ona bağışlamıştır. .
1301 yılında Hülagu'nun yerine geçen oğlu Gazan komutasındaki moğo11ar bölge ile beraber bu sefer Hasankeyf’i de harap etti. Hasankeyf Moğol afetinden fazlası ile nasibini aldı. Moğol şokunu üzerinden atan Eyyubiler Hasankeyf’i yeniden imar etmeğe başladılar. Bu gün Hasankeyf’te mevcut birçok eserde imzası bulunan El Melik El Adil Sultan Süleyman (1378-1432) zamanında bu imar faaliyetleri zirveye ulaştı. Hasankeyf, Artuklu dönemindeki haşmetine yeniden kavuştu.
Bu sultandan sonra Hasankeyf’te duraklama dönemi başladı. Hükümdarların iç çatışmaları, bölgedeki güçlü devletlerin nüfuzu altında olmaları, hem onları hem Hasankeyf’i zor durumda bıraktı. Akkoyunluların (1461-1482) Hasankeyf’e tamamen hakim olması Eyyubilerin gücünü iyice kırdı. 1482 de burayı tekrar ele geçiren Eyyubiler bu sefer Safeviler'in baskısı ile karşı karşıya kaldı.
Osmanlılar 1515 yılında bölgeyi İdris-i Bitlisi'nin gayretleri ile ele geçirince, burası da Safavilerden temizlenerek Osmanlı hakimiyetine geçti. Ancak mahal1i idare yine Eyyubilere bırakıldı. Eyyubilerin bu zorluklarla beraber saltanat kavgası içine girmesi sonlarını hazırladı. 1524 de son Eyyubi hükümdarı Melik Halil’in saltanattan feragat etmesi ile Eyyubiler tarihe karıştı.
|
|
|
|
|
|
OSMANLILAR DÖNEMİ
Hasankeyf’in içinde
bulunduğu bölge Osmanlıların
eline, Diyarbakır eyalet
merkezi kabul edilmiştir.
Hasankeyf bu idari
düzenlemeye göre liva
(sancak, kaza) merkezi
olmuştur. Osmanlı
kayıtlarına göre 16. asırda
şehir gelişmiş, 10 000’e
yakın bir nüfusu
barındırmıştır. Bu sıralarda
Hıristiyan nüfusu oranı
yüzde atmışı bulmaktadır.
Osmanlı dönemi Hasankeyf’in
idari sınırları bir hayli
geniş olduğu anlaşılıyor. Bu
günkü Batman’ın tümü ile
Siirt ilinin (merkez dahil)
önemli bir kısmı ve
Mardin’in Midyat, Dargeçit,
Ömerli ilçeleri Hasankeyf’e
bağlı olmuştur.
Ancak buranın idari ve
stratejik önemi zamanla
azalmıştır. 19. yüzyılın
ortalarına geldiğimizde
Hasankeyf, Midyat ilçesine
bağlı bir nahiye konumuna
gerilemiştir. Cumhuriyete
kadar bu durum devam
etmiştir
|
CUMHURİYET DÖNEMİ
Hasankeyf, cumhuriyet ile beraber Mardin’in Midyat ilçesine bağlı bir nahiye idi. 1926 yılında Gercüş’ün ilçe yapılması ile buraya bağlanmıştır. İ990 yılına kadar idari statüsü böyle devam etmiş, 1990 yılında Batman’ın il olması ile Hasankeyf de ilçe yapılarak buraya bağlanmıştır.
Hasankeyf, insanlık tarihinin çok önemli yerleşim yerlerinden biri olmasına rağmen son 20-30 yıla kadar pek dikkatleri çekmedi. Paha biçilmez kültürel değerine rağmen hep ihmal edildi. 1970’li yıllardan itibaren ILISU Barajı projesi ile birlikte gündeme geldi. Hasankeyf’in sular altında kalmaması gerektiği, gerek ulusal bazda,gerekse uluslar arası düzeyde dile getirildi. Hasankeyf’in kurtarılması yönündeki çabalar 2003 yılında sonuç verdi. T. C. Başbakanı Hasankeyf’i kurtaracaklarını kamuoyuna duyurdu. Bu tartışmalar nedeniyle Hasankeyf, kimi ülke gündemini işgal etti.
Öte yandan Hasankeyf’teki kültür varlıkları, içinde bulundukları şehir ile birlikte 1981 yılında Kültür ilgili birimlerince koruma altına alınarak SİT alanı ilan edildi. 1986 yılından itibaren de arkeolojik kazılara başlandı. Bu kazılar halen devam etmektedir.
Hem Sit alanı olması, hem de baraj suları altında kalacak düşüncesi, ilçenin gelişimini engelledi. Son yıllarda Türkiye’de yapılan araştırmada bütün tarihi zenginliğine rağmen ülkenin en geri, fakir üç ilçesinden biri oldu. 2003 yılı ve sonrasında Hasankeyf’in artık sular altında kalmayacak olması, hem ilçenin gelişmesine, hem de bölge ekonomisine olumlu katkıda bulunması bekleniyor.
İlçe, ekonomik olarak gerilediği gibi, nüfus olarak da gerilemiştir. Bölgedeki son 15-20 yıldaki olağanüstü durumlar da eklenince bu gerileme dramatik bir duruma gelmiştir. 2000 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre ilçenin toplam nüfusu 7500’ün altında kalmıştır. İlçenin cumhuriyet dönemi nüfusu aşağıda tabloda gösterilmiştir. |
|
|
|
|
|
|
|
HASANKEYF’Lİ BİLGİNLER
a) Alaaddin Haskefî (1021-1088/1612-1677): Asıl adı Muhammed b. Ali b. Muhammed b. Ali b. Abdurrahman b. Muhammed b. Cemaluddin b. Hasan b. Zeynelabidin’dir. Alaaddin Hısnî lakabıyla tanınırdı. Aslen Dımeşklıdır. 1021/1612 yılında Hasankeyf’te doğdu. Babası yanında tahsile başlayan Haskefî, daha sonra Şama giderek bir çok alimden ders aldı. Bir ara Kudüs’te de ilim tahsil etti.
Haskefî, 1663 yılında Anadolu’ya geçti. Osmanlı veziri Fazıl Ahmet Paşa, ona çok iltifat eti ve Çakmiye Medresesi’ne müderris tayin etti. Şam müftülüğünü arzu etmesi üzerine buraya atandı. Hareketli bir hayat geçiren Haskefi, bir çok yerde daha müftülük, kadılık ve müderrislik yaptı. Fazıl Ahmet Paşanın Girit adası fethine katıldı ve fetih hutbesini okudu. 1088/1677 yılı Şevval ayının on ikisinde Şam’da vefat eti.
Alim, fakih ve muhaddis olan Haskefî, önemli eserler yazdı. En meşhur eseri, Hanefi fıkhına dair olan Dürrü’l- Muhtar’dır. Oğlu Şeyh Salih ve torunu Şeyh Muhammed de büyük alimlerdendi.
b) Ebu’l-Lutf Haskefi ( ? –854/ ? – 1455): Şafii mezhebi alimlerindendir. İsmi Muhammed b. Ali b.Mansur b. Zeynelarap el- Haskefî el- Makdesî’dir. Çok iyilik sahibi olduğu için Ebu’l-Lutf künyesi ile meşhur oldu. Hasankeyf’te doğduğu için İbnu’l-Hısnî diye tanınırdı.
Hasankeyf’te yetiştikten sonra Kudüs, Kahire ve Halep şehirlerinde bir çok ilim tahsil etti. Fıkıh, Arap Edebiyatı ve şiir sahasında ileri derecede bilgi sahibi oldu. 859/1455 yılında Kudüs’te vefat etti.
c) El-Hatîb El-Haskefî (460-553 / 1068-1158): Asıl adı Ebu’l-Fadl Yahya b. Selame b. Hüseyin b. Muhammed’dir. Lakabı Muinuddin olup el-Hatîb el-Haskefî adıyla meşhur olmuştur.
Tanza’da doğdu, Hasankeyf’te büyüdü. Sonra Bağdat’a giderek önce edebiyat dersi aldı. Bunu iyice öğrendikten sonra Şafii fıkhını tahsil etti. Fıkhı iyice öğrenince memleketine dönmek üzere Bağdat’tan ayrıldı. Meyyafarıkin’e (Silvan’a) gelince orada kalmaya karar verdi. Orada halka vaaz vermeye başladı. Kısa bir süre sonra da Silvan müftüsü oldu. Zamanın en büyük alimleri, şair ve edipleri arasında yerini aldı.
ç) İbn Molla (Ahmet İbn Muhammed Haskefî 937-1008 / 1531-1599): İbn Molla adıyla meşhur olmuş şafii alimlerindendir. Aslen Hasankeyf’li olup 937/1531 yılında Halep’te doğdu ve oraya yerleşti. Gerek Halep’te gerekse başka şehirlerde bir çok alimden hem din ilimlerini hem de müsbet ilimleri tahsil etti. 1008/1599 yılında Halep yakınlarında eşkiyalar tarafından şehit edildi. |
|
|
|
|
|
HASANKEYF’E ULAŞIM VE
KONAKLAMA
Hasankeyf , Batman-Midyat
karayolu üzerinde yer
aldığından önemli bir geçiş
noktasında yer almaktadır.
35 km uzaklıktaki Batman’dan
ulaşmak mümkün olduğu gibi,
bir başka tarih hazinesi
olan Mardin’den Midyat’a,
oradan da Hasankeyf’e
ulaşılabilmektedir.
Hasankeyf’in Mardin’e
uzaklığı 120, Midyat’a
uzaklığı ise 50 km.dir.
Hasankeyf’e en yakın
havaalanı Batman’da
bulunmaktadır. Bölgenin
önemli bir ulaşım noktası
olan Diyarbakır havaalanı da
Hasankeyf’e 135 km.
mesafededir. Ayrıca
Mardin’de de havaalanı
bulunmaktadır. Bunun yanı
sıra Batman’a demiryolları
ile Türkiye’nin her yerinden
de ulaşmak mümkündür.
Hasankeyf ilçe merkezinde
şimdilik 10 yataklı
Öğretmenevi ve 20 yataklı
bir pansiyon dışında pek
konaklama imkanı yoktur.
Hasankeyf’e ve bölgeye
turistik amaçlı gelenler
toplam 1200 yatak kapasiteye
sahip Batman il merkezinde
konaklayabilmektedirler. Her
kesimin ihtiyaçlarına cevap
veren oteller gelen
misafirlere hizmet
vermektedir.
|