Sabancı Ulusoy ilişkisine veto

30 Mart 2012  
Kategori: Magazin

Özge’ye büyük şok
Arzu Sabancı, oğlu Hacı’nın Özge Ulusoy ilişkisi hakkında ilk kez konuştu: Daha 25 yaşında. Evlilik içinküçük. Magazin dünyasının ünlüçifti Özge Ulusoy ile Hacı Sabancı’ya şok. Daha önce de oğlunun Ece Erken’le yaşadığı ilişkiyi onaylamadığı söylenen anneArzu Sabancı, Hacı’nın Ulusoy beraberliğiyle ilgili ilk kez açıklama yaptı.

ŞAŞIRTAN YANIT
Sosyetik işkadını, “Oğlunuzla Özge Ulusoy evlilik planları yapıyor mu?” sorusuna; “Hacı, 25 yaşında. Daha küçücük. Evlilik için çok erken” dedi.

NİKAHA SERT VETO
Sabancı Ailesi’nin daha önce de Hacı’ya; “Gez, hayatını yaşa. Ama Özge ile evliliği unut” dediği iddia edilmişti. Manken Özge Ulusoy’un evlilik planları, müstakbel kayınvalidesinin açıklamalarıyla suya düşeceğe benziyor.

Did you like this? Share it:

İstanbul’da patlama!

30 Mart 2012  
Kategori: Haberler

Esenler’de sabaha karşı bir kafede meydana gelen patlamada 2 kişi öldü, 1 kişi yaralandı.

İstanbul'da patlama!

 

Olay, Fevzi Çakmak Mahallesi Orhan Gazi Caddesi’ndeki bir kafede, saat 06.30 sıralarında gerçekleşti. Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye ekibi sevkedildi. Patlamanın sebep olduğu yangın kısa sürede söndürüldü. İtfaiye ekiplerinin içeride yaptıkları araştırmada, ilk belirlemelere göre 2 kişinin öldüğü tespit edildi. Yaralanan vatandaş ise ambulansla Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.

 Görgü tanıkları, “Bir uğultu oldu. Uğultudan sonra birden patladı. Patlayınca zaten duman ve bir bayan sesi geldi. Erkek sesleri de geliyordu. Duman yükseldiğini gördük. Canlı müzik çalan bir kafe sanırım” dedi. 

Bu arada, sokak sakinleri ile kafenin sahipleri arasında arbede yaşandı. İtfaiye ve polis ekipleri, patlamanın sebebini araştırıyor.

Did you like this? Share it:

Mila Kunis gün geçtikçe kilo alıyor

06 Mart 2012  
Kategori: Magazin

Gittikçe Kilo Alıyor

‘Siyah Kuğu (Black Swan)’ filmindeki rolüyle dikkatleri üzerine çeken ve Hollywood’un en popüler isimlerinden biri olan Mila Kunis, gün geçtikçe kilo alıyor.Filmdeki zarif halinden eser kalmayan Kunis’in vücudunun ne kadar irileştiği, yer aldığı Dior reklamının çekimlerinde daha da ortaya çıktı.Fotoğrafçı Mikael Jansson’a poz veren oyuncu, giyim tarzını, “Günlük yaşamda spor giyinmeyi tercih ediyorum ancak kırmızı halıda kadınsı olmayı seviyorum” diyerek açıkladı.
 
 
 Mila Kunis Resimleri
Gittikçe Kilo Alıyor 
Gittikçe Kilo Alıyor 
Gittikçe Kilo Alıyor 
 
 
Did you like this? Share it:

Türköne’den çok tartışılacak ‘andımız’ yazısı

28 Ocak 2012  
Kategori: Haberler

Türköne’den çok tartışılacak ‘andımız’ yazısı

Türköne'den çok tartışılacak 'andımız' yazısı

 

Türköne: Bir Kürt’e ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ dedirtmekten daha kötüsü aynı sözü bir Türk’e söyletmek…Güncelleme:28 Ocak 2012 03:57 Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Kurumu’na atanan ve gelen tepkiler üzerine kurumdaki üyeliğinden istifa eden Zaman yazarı Mümtaz’er Türköne, bugünkü köşesinde ‘Andımız’ı kaleme aldı. ‘Bir Kürt’e ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ dedirtmekten daha kötüsü aynı sözü bir Türk’e söyletmek..’ diyen Türköne, yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi… İşte Türköne’nin ‘Andımızdaki Türk kim?’ başlıklı o yazısı: Bir Türk’ün çocukluk yıllarında her sabah ‘Türk’üm’ diye başlayan andımızı tekrarlaması ne anlama geliyor? Bir Kürt’e, ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ dedirtmekten daha kötüsü, aynı sözü bir Türk’e söyletmek. Zira bir Kürt bu lâfı ne kadar tekrarlarsa tekrarlasın Türk olamaz. Ama bir Türk’ün zihninde ve ruhunda meydana gelen hasarı kim düzeltecek? ANDIMIZ TÜRK’Ü VE TÜRK OLMAYI YÜCELTMİYOR Andımız, Türk’ü ve Türk olmayı yüceltmiyor. Türk olmayı, sadece otoriteye itaatin bir gerekçesine, bahanesine dönüştürüyor. Nasıl mı? Andımızda vurgulandığı üzere eğer Türk iseniz ve tekrarladığınız bu hitabın muhatabı veya sahibi siz iseniz, yurdunuzu ve milletinizi ‘özünüzden çok’ sevmek zorundasınız. ‘Yurt ve millet’ ise bildiğimiz vatan veya mensubu olduğumuz millet değil; bambaşka bir şey. ‘Özümden çok’ derken, demokrasiden, özgürlüklerden vazgeçmek, iktidar sahiplerine kayıtsız itaat etmek dışında bir sonuç ortaya çıkmıyor. Varlığınızı adayacağınız ‘Türk varlığı’nın ne olduğu hiçbir anlam taşımıyor. Önemli olan ‘adanmak’, yani hem kendiniz hem de başkaları için temel insan haklarından vazgeçmek. Türk olduğunuz için adanmıyorsunuz, adanmak için Türk oluyorsunuz. Andımızın kaldırılması talebine itiraz eden Türk milliyetçilerinin bu durumu kavraması gerekiyor. Andımızdaki Türk, mensubu olmaktan şeref duyduğumuz millet değil; saf, yalın, arı bir şekilde Türklüğü temsil etme ve Türklük adına neyin doğru, neyin yanlış olduğuna karar verme üstünlüğüne sahip birkaç tane Türk. Dünyaya Türk olarak gelmemizin yegâne anlamı ise onlara itaat etmekten ibaret. Hissettiğimiz ortak duyguyu ve tecrübeleri hatırlayalım. Bizim kuşak hayatının beş yılını, 28 Şubat’tan sonraki nesil sekiz yılını her sabah andımızı tekrarlayarak geçirdi. Peki kaçımız andımızın sözlerini eksiksiz hatırlıyor? Küçük çocukların her sabah soğukta, okul bahçesinde andımızı okumak için toplanması, geç kalanların azarlanıp hizaya çekilmesi ve toplu olarak sınıflara dağılmaları şeklinde tekrarlanan ritüel, andımızın içeriğinden daha önemli değil mi? Çocuklara bunu neden yaptırıyoruz? Bir sebep düşünün. Andımız kimsenin etnik aidiyetini değiştiremedi. Ama bu anlamsız sözleri her sabah toplu halde tekrarlayarak ‘yükselmek ve ileri gitmek’ten vazgeçmiş olmadık mı? Türk milliyetçileri için tekrarlayalım: Andımızdaki ‘Türk’ bir milletin adı değil, yönetme ayrıcalığını sürdürmek isteyen zorbaların kendilerine meşruiyet kazandırmak için kullanılan bir bahaneden ibaret. Çünkü andımız Türk’ü yüceltmiyor; andımızdaki Türk, hiyerarşi ve disiplinle var olan diktacılığı kutsuyor. Tıpkı, vatandaşlığı tanımlayan Anayasa’nın 66. maddesindeki ‘Türk’ün, gerçekte bir milletin adıyla bir ilgisinin olmaması gibi. Dikkatle okunursa fark edilir: Bu madde ‘vatandaş’ı değil, ‘Türk’ü tanımlıyor. Bu maddede ‘vatandaş kimdir?’ sorusunun karşılığı yoktur; ‘Türk kimdir’ sorusuna cevap verilir. Kısaca ‘Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları Türk’tür’ gibi bir tanıma ulaşılır. Bir tanımın efradını cem etmesi, ağyarını da men etmesi; yani tanımladığı şeyi içermesi, diğerlerini de dışarıda bırakması gerekir. Dışarıdakileri, tanımın mefhum-ı muhalifinden çıkartabiliriz. Şayet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olanları Türk olarak kabul ediyorsanız, bu bağa sahip olmayanların da Türk olmaması gerekiyor. Kısaca bu tanımla Türk vatandaşları dışında yeryüzünde Türk olmadığını iddia etmiş oluyorsunuz. Peki doğru mu? İdeolojik formüller, gerçeği gizlemek için yapılır. Andımız gibi, toplumu ideolojik bir şartlanmaya tabi tutmayı amaçlayan formüller içeriğiyle değil, işleviyle anlam kazanır. İçeriğine eğildiğiniz zaman hep, bir delinin kuyuya attığı taşla uğraşmak zorunda kalırsınız. Öyleyse içeriğe değil işleve eğilmek gerekir. Andımıza sahip çıkan Türk milliyetçilerinin de işlevsel bir gerekçeye sahip olması gerekir: ‘Andımızın Türk milliyetçiliğine bir katkısı var mı?’ ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ sözünü herkese söylettiğiniz, dağa taşa yazdığınız zaman Türk milleti ne kazanıyor? Mantıklı soru: Gerçekte ne kaybediyor? Milli Eğitim Bakanlığı’nın ‘Türklüğe zarar veren’ bu andı hemen kaldırmasını Türk milliyetçilerinin de talep etmesi gerekmiyor mu?

Did you like this? Share it:

Milli mücadele çizgi roman oldu

25 Aralık 2011  
Kategori: Haberler

Yorumlar Kapalı

Adana, Gaziantep ve Kahramanmaraş’taki milli mücadele destanı çizgi roman oldu. Çizgi roman senaryo yazarı Suat Turgut, “Biz gerçek kahramanlarımızı gençlerimize aktaracağız” diyor

Milli mücadele çizgi roman oldu

 

Sosyal antropolog Suat Turgut, Türk destanının yazıldığı Çanakkale Savaşı, milli mücadelede yer alan kadın kahramanlardan ve üç büyük futbol kulübü oyuncularının Çanakkale’deki hikayelerinden sonra Fransa’nın Mondros Ateşkes Anlaşması’ndan sonra işgal ettiği Şanlıurfa, GaziantepKahramanmaraş veAdana‘da Ermeni çetelerle birlikte halka yaptığı zulmü çizgi romanlara aktardı.

Turgut, yaptığı açıklamada, ”geçmişini bilmeyenlerin gelecekle ilgili hayali ve hedefi olamaz” düşüncesiyle yola çıkarak Türk milli mücadelesini, algılaması en kolay ve en kalıcı yol olan çizgi romanlara aktarmaya karar verdiğini söyledi. ”Bizim geçliğimiz, çocukluğumuz yabancı sahte kahramanları tanımakla geçti. Kendi değerlerinden ve kültüründen bihaber olan insanlarımız, çocuklarımız o sahte dünya ile kandırılıyor” diyen Turgut, ”Biz gerçek kahramanlarımızı gençlerimize aktaracağız” şeklinde konuştu.

Türk tarihini resimli roman haline getirirken toplumun ortak değerlerini ortaya çıkaracak şekilde önce ”Çanakkale Savaşı’nı” daha sonra ”İstiklal Harbi Kadın Kahramanları”nı, Fe

Did you like this? Share it:

İki ülkeyle daha vize müjdesi

25 Aralık 2011  
Kategori: Haberler

Dış politikada önemli adımlar atan Türkiye, son olarak Ukrayna ile vize muafiyeti anlaşması yaptı.

İki ülkeyle daha vize müjdesi

 

Böylece Türkiye’ye vize uygulamayan ülke veözel idare bölgeleri sayısı 64′e çıktı.

Türkiye’ye vize uygulamayan ülkelerin sayısı,son dönemde dış politikada önemli adımların atılmasıyla artıyor. Son olarak Türkiye ileUkrayna arasında vize muafiyeti anlaşması yapıldı.

Türkiye’nin son zamanlarda yürüttüğü başarılı diplomatik atak ve komşularla sıfır problem politikasından sonra bazı ülkeler, Türk vatandaşlarına uyguladığı vize uygulamasını kaldırdı. Türkiye’ye vize uygulamayan ülkeler arasına son olarak Ukrayna’da eklendi.

Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç’in Türkiye’ye yaptığı resmi ziyaret çerçevesinde bir dizi anlaşma imzalanırken, iki ülke arasında vize muafiyetini öngören anlaşmaya da imza konuldu. Ukrayna ile yapılan anlaşma ile Türkiye’ye vize uygulamayan ülke ve özel idare bölgeleri sayısı da 64′e çıktı. Vize muafiyeti anlaşması imzalanan ülkeler şunlar:

”Antigua -Barbuda, Arjantin, Arnavutluk, Bahamalar, Barbados, Belize, Bolivya, Bosna-Hersek, Brezilya, Ekvador, El Salvador, Fas, Fiji, Filipinler, Guatemala, Güney Afrika Cumhuriyeti, Gürcistan, Haiti, Hırvatistan, Honduras, Hong Kong, İran, Jamaika, Japonya, Karadağ, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kolombiya, Kore Cumhuriyeti (Güney Kore), Kosova, Kosta Rika, Libya, Lübnan, Makau Özel İdare Bölgesi, Makedonya, Maldivler, Malezya, Mauritus, Nikaragua, Pakistan, Palau Cumhuriyeti, Paraguay, Rusya, St. Vincent-Grenadines, Singapur, Solomon Adaları, Sri Lanka, Suriye, Svaziland, Şili, Tanzanya, Tayland, Trinidad-Tobago, Tunus, Tuvalu, Uruguay, Ürdün, Venezuela, Vatikan, Katar, Kamerun, Yemen, Ukrayna.” Belarus ve Nijerya ile da yapılacak anlaşmalarla çok yakında vizelerin kalkacağı belirtildi.

Did you like this? Share it: