Sohbet - magazin
Ferhat Göçer Avrupa Konseyi için söylüyor
Ünlü sanatçı Ferhat Göçer, 26 Ocak’ta, Avrupa’nın “Diplomasi kenti” Strazburg’da, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi etkinlikleri çerçevesinde bir konser verecek. Meclis başkanı Luis Maria De Puig’ın Ankara’ya ithaf ettiği etkinlikler çerçevesinde sahnedeki yerini alacak olan Ferhat Göçer, en güzel şarkılarını Avrupa Parlamenterleri ve Ankara’dan gelecek siyasiler için söyleyecek. ‘Ankara Günleri’ kapsamında, başkentin tüm güzelliklerini, projelerini, sosyal ve kültürel değerlerini tanıtacağı gala gecesinde Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, milletvekilleri ve çeşitli kültür grupları katılacak.
Etkinlikte konser verecek tek sanatçı olan Göçer’in konseri öncesinde Ankara fotoğraflarının yer alacağı serginin açılışı yapılacak.
Etkinlikler boyunca Strazburg’da tüm Fransızlar ve Avrupalılar, Ankara’nın tanıtılacağı özel günlerde hem eğlenecek, hem de Ankara kültürünü tanıma fırsatı bulacaklar.
Bahadır Özdener, Yüksel Aytuğ’un “Medyatik” programına telefonla bağlandı!…
BAHADIR ÖZDENER: KURTLAR VADİSİ: FİLİSTİN KURBAN BAYRAMI’NDA VİZYONDA
“Şimdi Filistin özelinde Gazze’de yaşananları dünya kamuoyuna duyurmak için yaklaşık bir yıldır büyük bir film hazırlığı içindeyiz. Kurtlar Vadisi: Filistin. Türkiye’nin, Ortadoğu’nun ve belki de Avrupa’nın en büyük, en iddialı filmini yapacağız inşallah. Senaryo ekibimize çalışmaları için talimat verdik, biz de kollarımızı sıvadık. Yazın çekmeyi umuyoruz, tahmin ediyorum en geç önümüzdeki Kurban Bayramı’nda seyretmiş olacağız.”
BAHADIR ÖZDENER: “İSRAİL’İN MANTIKSIZ TEPKİLER VERMEK GİBİ USULLERİ VAR”
24 Aralık’ta yayınlanan bölümüyle İsrail ve Türkiye arasında diplomatik krize yol açan “Kurtlar Vadisi-Pusu” dizisinin senaristi Bahadır Özdener, telefon bağlantısıyla katıldığı Medyatik’te Yüksel Aytuğ’un “Bu sahneleri yazarken, böyle bir diplomatik krize neden olabileceğinizi tahmin etmiş miydiniz? Bu tarz bir tepki bekliyor muydunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi. “Açıkçası İsrail’in bir tepki verebileceğini düşünmüştük, çünkü İsrail bu tür politik meselelerde aşırı tepki gösterir. Bu onların bilinçli uyguladıkları bir stratejidir. Mantıksız tepkiler vermek gibi bir usulleri var. Biz buna Kurtlar Vadisi-Irak dizisinden de tecrübeliydik. O zaman da orantısız bir tepki vermişlerdi. Biz derdimizi anlatmaya baktık, sinema diliyle bazı konuları sembolize etmeye çalıştık. Onlar da diziyi bahane edip zaten gergin olan İsrail-Türkiye ilişkilerine bu sosu katmak istediler. Sayın büyükelçiyi dizi bahanesiyle çağırıp böyle bir aşağılamada bulunarak ‘Biz sizden yukarda bir yerdeyiz, siz ne yaparsanız yapın sizden yukarda bir yerdeyiz’ demeye çalışıyorlar ama biz Kurtlar Vadisi: Pusu’da bunun böyle olmadığını gösteriyoruz. Bu konuları ne kadar deşifre etsek azdır, yetersizdir. Dizide Amerika ve İsrail arasındaki çıkar çatışmasının Türkiye’de nasıl bir terör doğurduğunu, terör örgütünü nasıl beslediğini, Türkiye’de patlayan iki bombadan birinin kime ait olduğunu, arkalarında hangi istihbarat teşkilatlarının bulunduğunu anlatmaya çalışıyoruz.”
Vahşi Batı’yı fetheden son Türk kovboyu, ‘Yahşi Batı’yla cem Yılmaz oldu. Ancak Türk sinemasının ‘Western’ macerası çok daha eskilere dayanıyor.
1960’lı yıllarda tüm dünyada esen ‘spagetti wastern’ fırtınası Yeşilçam’a da uğradı. İlk Yeşilçam westernleri, 60’ların başında çekilse de özellikle 1967’den sonra Türk kovboy filmleri bir furya halini aldı. Cangolar, Ringolar, Sabatalar, Gringolar… Ve elbette iyi ve kötü şerifler, şuh meksikalı kızlar, kızılderililer…
Yaklaşık 7 yıl süren furyada çekilenler genellikle düşük bütçeli, B sınıfı filmler olsa da Yılmaz Güney’den, Cüneyt Arkın’a, Kartal Tibet’ten Sadri Alışık’a kadar pek çok ünlü isim bu filmlerde rol aldı.